reklam

SON DAKİKA

Karadeniz Gündem TV
reklam
AHMET ENES ANGIN

EGEMENLİK

EGEMENLİK
Bu haber 22 Nisan 2019 - 17:23 'de eklendi ve 355 views kez görüntülendi.
reklam

Ulusal Kurtuluş Savaşı diyoruz, Ulusal Egemenlik diyoruz. Bunların olağanüstü zor koşullarda gerçekleştirilerek Cumhuriyetin kuruluşu eylemine Mustafa Kemal mucizesi, ideolojisine ise Kemalizm diyoruz. Bu tanımlamalar asla hamaset değildir. Peki, neden Cumhuriyet bir mucizedir?
Hep deriz, yedi düvele karşı savaştık.. Kimler var yedi düvelde bakalım: Arap’tan, İngiliz’e, Yunan’dan, Bulgar’a, Fransız’dan Ruslara.. Büyüklü, küçüklü tüm Emperyalist güçler. Ülke talan edilmiş, her yer yakılıp yıkılmış, İzmir’den, İstanbul’a ülkenin tüm güzide şehirleri işgal edilmiş. Yalnızca dış Emperyalist güçler ve uşakları mı? Biga’dan kalkıp yürüyen Anzavur isyanı, Bolu – Düzce’ye dek geliyor. Geçtiği yerlerde çığ gibi büyüyor. Arkasında İngilizler var, şeriatçı söylemlerle adeta ülkenin yüreğini ağzına getiriyor.
Unutmayalım o zamanın en büyük tehlikelerindendi. Sonrasında Konya’da Delibaş, Yozgat’ta Çapanoğlu isyanı, daha adını sayamadığımız irili, ufaklı isyanların arasından sıyrılıp Cumhuriyeti kurmak mucizeden başka nasıl tanımlanabilir? Şimdilerde ise FETÖ’nün ve diğer cemaatlerin, yine dinsel söylemleri kullanarak, arkasına da ABD’yi alarak, günümüzde ülkemize yaptıkları düşünülürse, geçmişle bağlanarak güncel çok daha iyi anlaşılabilir.
Ülkenin on milyon dolayında nüfusu var (1927’de yapılan ilk sayımda 13,6 milyon). En çok %7’si okuma-yazma biliyor; çoğu salt okuyabiliyor. Kadınlarda okuma %1’in altında. 1 erkeğin 4 kadın alabildiği bir dönemde, gelişmiş bir demokrasiyi nasıl kuracağız? Sağda solda Mustafa Kemal’in ne denli demokrat olduğunun tartışıldığını ve bu gevezeliklerin ‘dayanılmaz hafifliğini’ görüyoruz.
Demokrasiye doğru yürümek, egemenliği tek kişiden yani padişahtan alıp ulusa vermek değil midir? Tersine, egemenliği ulustan, alıp tek kişiye vermek midir? Bugün yaşadığımız gerçek hangisidir?
İzmir’de Yunan’ı denize dökmüşüz (9 Eylül 1922), İngiliz’i İstanbul’dan kovalamışız. Lozan’da emperyalistlerle eşit koşullarda masaya oturmuşuz. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte işsizliği, yoksulluğu, yiyecek ekmeğe, içecek suya muhtaç savaş artığı bir ülkeyi kucağımızda bulmuşuz.
Sadece bunlar mı? İşçi yok, işveren yok, sermaye yok, banka yok, mühendis, doktor, hemşire yok, yoklar diyarından koskoca bir ülke yaratmışız. Şimdi ise o yarattıklarımızı satmakla ve yok etmekle meşgulüz. Bu ne ‘yaman çelişki’dir!? Yoktan var etmeyi adeta tersine çevirmişiz ve varı, ulusun emeğini – alın terini yok etmeye dolu, dizgin gidiyoruz.
Egemenlik, bir ülkeyi ve ulusunu yönetme, yasa koyma ve bu yasaları uygulama ve uygulatma yetkisidir. Ulusal (Milli) egemenlik ise tüm bu yetkilerin ulusun kendisinde olması; devleti yönetme, yönetecek kişi ve organları seçme yetkisinin ulusa (Millete) ait olması demektir. Atatürk’ün devlet anlayışının temellerini oluşturan ana ilkelerden en önemlisi, Ulus egemenliğidir.
Ulusal egemenlik, devlet içinde en üstün yönetme yetkisidir. Bu nedenlerledir ki; “Egemenlik bağımsız – koşulsuz Ulusundur!” demiştir. Ulusal Egemenlik bayramımız kutlu ve mutlu olsun!

Etiketler :
reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA