reklam

SON DAKİKA

Karadeniz Gündem TV
reklam
AHMET SARAÇ

YÜRÜMEKTEN UTANIR OLDUK!

YÜRÜMEKTEN UTANIR OLDUK!
Bu haber 15 Temmuz 2019 - 21:29 'de eklendi ve 154 views kez görüntülendi.
reklam

Bazen sohbete başladığımızda eski insanların daha güçlü kuvvetli ve sağlıklı olduklarını söyleriz. Onlara gıpta ederiz.

Onlar bedenen çalışan ve yürüyen insanlardı.

Günümüzde durum çok farklı.

Çağımız artık teknoloji çağı. Böyle olunca bilinçsiz bir şekilde yavaş yavaş bedenen çalışmayı terk ettik. Her şeyi teknoloji ile yapmaya başladık.

Bahçeyi bellemeyi-kazmayı traktöre, buğdayı biçmeyi biçer-dövere yaptırıyoruz. Çayırı motorla biçiyoruz.

Köylerimizde hani eski mısır tarlaları, hepsi fındık bahçeleri oldu. Köylü dediğimiz insanların evinin penceresinden fındık dalları içeri giriyor.

Bir çok köy evlerinin önünde bir tutam lahana dikecek bahçe yok

Evler, köylerde bile asansörlü. Kapıya kadar arabayla gel eve gir, evden arabaya bin şehre in. Millet olarak, yeni nesil olarak 100 m. yolu bile yürümez olduk. Spor desen hiç yanaşmayız.

Şimdi buradan konuyla alakalı bir hatıramı sizlerle paylaşmak istiyorum. Mesleğim gereği bir gün Vakfıkebir Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ömer İleli’yi ziyaret etmiştim. Saat 11.30’u geçmişti. Çay ikramında bulunduğu sırada hemşire geldi, “Başhekim Bey hasta geldi” dedi.

Başhekim Bey, sen çayını içene kadar ben gelirim diyerek muayeneye koştu. Aradan 15 dakika geçmeden sinirli bir şekilde içeri girdi. Herhalde hastayla aralarında bir olay geçti geldi bana.

Öyle sinirlenmişti ki, muayenehaneye bırakması gerektiği dinleme cihazı boynundaydı. Onu alıp sert bir şekilde masanın üzerine vurarak: “Bu millet hastane kapılarında sürünmeye mahkumdur. Bu millette damar sertliği, damar tıkanıklığı, kalp olması kaçınılmazdır.” dedi.

Ne oldu Başhekim bey dedim? O tekrar sözleri sıralamaya başladı: “Allah bu devletten razı olsun. İyi ki, makam odalarına kadar gidecek araba yolu binalara koymadı. Yoksa bu millet makam odasına arabayla gelir, araçtan iner koltuğa oturur, görevi bittiğinde koltuktan kalkar aracına biner ve giderdi. Şimdi hiç değilse asansöre kadar yürüyorlar. Öyle olsaydı bu milletin hali nice olurdu?” diyerek esprili bir şekilde yürümenin önemini anlatmaya çalışıyordu.

Daha sonra şöyle devam etti: “Ben bir doktorum. Bana yürüme ne lazım. Ama, Ahmet Bey öyle değil.

Ben her gece sabaha karşı 3’te kalkabilirsem Beşikdüzü Akkese mahallesine yürüyerek gidip geliyorum. Eğer 3.30 veya 4’e doğru uyanırsam Ağasar köprüsünden dönüyorum. Çünkü, dünyada en büyük doktor yürümedir. Ben yürüme üzerine doktor tanımam” demişti.

Şimdi bakıyorum, sağlığı yerinde, hiçbir hastalığı olmayan, turp gibi insanlarımız bile asansörle çıkıp, asansörle iniyorlar. Dünya, oturdukları sandalyeyle gezilse, inanın ki bir adım bile atmayacaklar.

Doktor Beyin dediklerinden sonra durumun çok vahim olduğunu anladım.

Öyle ise neden yürümüyoruz?

Hanımefendi, beyefendi olduk. Sosyetik, çağdaş insan yürür mü hiç? Gülerler bizi! Evet, gülerler bizi  diye yürümekten utanır, sağlığımızı değil, başkalarının ne diyeceğini düşünür olduk. Bu yüzden de hastane kapılarında kaldık. Bu gidişle de çok daha kalacağız.

Bunun sonucu da dünya üzerinde Ukrayna’dan sonra en çok ilaç tüketen ikinci ülke durumundaymışız

Hükümet ve Sağlık Bakanlığının bu konu üzerinde biraz düşünmesi ve araştırma yapması lazım. Neden en çok ilaç tüketen ikinci ülkeyiz?,,.

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA