reklam

SON DAKİKA

Karadeniz Gündem TV
reklam

ŞERİAT

ŞERİAT
Bu haber 19 Şubat 2020 - 17:46 'de eklendi ve 315 views kez görüntülendi.
reklam

Ülkemizde son dönemde yoğun bir şekilde “şeriat düzeni” sesleri yükselmeye başladı. Durum özlemin de ötesinde, “Başkenti İstanbul olan bir şeriat devleti kurulmalıdır” söylemleri açıktan dile getiriliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM)’nin düzenlediği bir toplantıda Kuran hükümlerine dayalı ortak Anayasa fikrinden bahsetti. Ayrıca “Mehdi” beklediğini “Ortamın hazırlanması” gerektiğini söyledi. Kaldı ki Mehdi’nin gelmesini beklemek dinen hala tartışma konusudur.
Demokrasi ve şeriat birbirine karşı olgulardır. Avrupa’da demokratik ülkeler, Hıristiyan şeriatını devirerek demokrasiye geçtiler.
Türkiye’de ise Demokratik Devrim sözde İslam Şeriatını tasfiye ederek gerçekleşti.
Cumhuriyet kurulalı beri, demokrasiyi içselleştiremeyen güçler, şeriat özlemi ile yanıp tutuştu. Ancak demokrasinin dindarla bir sorunu yoktur. Dinci ile sorunu vardır. Dini kullanarak siyasi özlemlerini gerçekleştirmek isteyen, dini siyasallaştırmak isteyenlerle yani dincilerle sorunludur.
Demokrasi bir batı uygarlığıdır. Yaklaşık iki yüz yıldır da insan haklarının ve uygarlığın geldiği son aşama olarak insanlık tarihinde yerini almıştır.
Batı “Şeriat isterük” diye yırtınanların bile bugün sıkışınca sığınak merkezidir.
Batı bu uygarlığa kolay gelmedi. Orada şeriat bir kilise öğretisidir. Aklını din adamlarına emanete bırak, hatta kökten bırak, İncil’in dediği dediktir. İncil hükmüdür. Tartışma götürmez. Devletin düzenini sözüm ona tanrılar kurmuştur. Kral da gücünü göklerden alır. Kral tanrının yeryüzündeki gölgesidir. Ne demokrasi, ne de insan hakkı arama. Şeriatta birey ve hakkı yoktur. Kulluk vardır. Biat vardır.
Demokrasi ve bu şeriat arasındaki asla uzlaşmaz çelişki, düşünce bazında, sınıflar arası çatışmada, partiler arası mücadelede sürüp gider. Bu uğraşın uygarlık, insan hakları çağdaşlık boyutunu demokrasi kazanmış, despotluk ve totaliterlik ise dinci şeriatın payına düşmüştür.
Hal bu iken İmam-ı Rabbani’ ye göre “Dilin yalan söylememesi ve doğru konuşması şeriattır.’’
Şeriat denilince, sadece, İslâm’ın ceza hukukuna dair hükümlerini anlamak eksik olur. Yalan söylememek de şeriattır. Yalan söylemeyen, gıybet etmeyen, başkasının malına, canına, ırzına, namusuna kötü nazarla bakmayan, helâl kazanç peşinde olan bir insan da şeriat üzeredir. Dinin emirleri de şer-i hükümdür.
Türkiye’nin sorunu nedir?
57 Müslüman ülke içinde demokrasiye en yakın duran tek ülke Cumhuriyeti kuranların sayesinde TÜRKİYE’dir.
57 Müslüman ülke de Müslümanlıkta birbiri ile anlaşamıyor o başka bir tartışma konusu. Hiç biri diğerine benzemiyor.
Şeriat devleti ve anayasası isteyenler bir karşı devrim hareketi içindeler. Anayasanın ilk üç maddesini tanımıyorlar. Böylesi fetvaları dile getirenlere karşı bir soruşturma açıldığını duymuş değiliz. Yargı susturulmuş ve baskı altındadır.
Unutmayalım demokrasi dine ve inanca karşı değildir. Ülkemizde sayıları yüz binleri bulan ibadethanelerde herkesin inancını özgürce yerine getirmesi bunun göstergesi.
Laiklik bu ülkenin çimentosudur. Türkiye tarihsel birikimi, kültürü, anayasasından aldığı güçle laikliği ebediyete kadar yaşatacak, Cumhuriyetle çağdaş uygarlığa attığı adımı tamamlayacaktır kuşkusuz.

Etiketler :
reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA