reklam

SON DAKİKA

Karadeniz Gündem TV
reklam
AHMET ENES ANGIN

SALGIN

SALGIN
Bu haber 18 Mart 2020 - 10:42 'de eklendi ve 261 views kez görüntülendi.
reklam

Kovid-19 ülkemize geldi çattı. Malum olan ilan edildi.
11 Mart’ta açıklanması, bazı siyasi gözlemcilerin yorumlarına göre Babacan’ın partisi gündeminin örtülmesi. Bazılarına göre de IMF’nin para yardımından yararlanmak için. Her ikisi de ihtimal dâhilindedir. Ama bence iş çok daha büyük gibi duruyor.
Yaklaşık 211 trilyon dolar borcu bulunan ABD’de sözüm ona 30 yılın en iyi ekonomik verileri gelirken, virüsle birlikte bir anda dünya piyasaları küresel çöküşe geçti.
Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, salgın yüzünden dünyada iyi ihtimalle 2.4 trilyon dolar, en kötü ihtimalle ise 9 trilyon dolar daralma olacağı tahmin ediliyor.
Dünyanın toplam gayri safi milli hâsılası ortalama 80 trilyon dolar. 2020 çok kritik bir yıl olacak. Yeni bir çağın başlangıç yılı da denebilir. Amerikan hegemonyası eriyip giderken, dünya sanki yeni bir çağın doğuş sancılarını yaşıyor. Salgın (Pandemik), Kriz (Küresel ekonomik kriz), Savaş (hem nükleer, hem bölgesel, artı göç hareketleri), Küresel ısınma (İklim değişimi, yangınlar, seller, tornadolar, su ve besin kıtlığı), Depremler ve yanar dağ faaliyeti (doğa ananın cilveleri).
Eksiği yok, fazlası var. Biz ne kadar komplo teorileri kursak da işin plancıları pratiğe bakar. Saha şartları, tribünler, hava durumu, oyuncuların fizik ve mental kondisyonları önemlidir. Şu an sahadaki en acil durum Kovid-19 pandemisi.
Elimizdeki verilere göre, virüs ilk kez Çin’de görüldü. En çok Çin’i etkiledi, en acil ve kapsamlı karantina önlemleri Çin tarafından alındı. Ancak kuluçka süresi uzun olan virüs yine de yayıldı.
Bir anda İran’a atladı. İran’da üst düzey yetkililer bir biri ardına hastalanmaya başladı. Bunlardan ölenler bile oldu.
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad, 2 Mart’ta BM Genel Sekreteri Guterres’e bir mektup göndererek, Kovid-19’un biyolojik savaş unsuru olduğunu iddia etti.
Ahmedinejad mektubunda şu ifadelere yer verdi:
‘‘Bugün, koronavirüs 2019 gibi mutasyona uğramış ve akıllı virüslerin, dünyadaki bazı despot güçlerin biyolojik savaş cephanelikleri ve laboratuarları tarafından üretildiği ve nükleer, kimyasal ve harp silahlardan çok daha yıkıcı, korkunç ve insanlığa karşı olduğu herkes tarafından bilinmektedir.”
Ahmedinejad, Guterres’e Dünya Sağlık Örgütü’nü görevlendirerek faillerin bulunması ve biyolojik silah üretiminin yasaklanması için harekete geçme çağrısı da yaptı.
Çin basını ise virüsün kendi topraklarından değil ABD’den kaynaklandığı tezine savunmaya başladı. Hatta bu iddiayı ilk dile getiren Japon ve Tayvan basını oldu. Haberlere göre, ABD’de görülen ölümcül grip salgını ile Çin’deki salgın arasında ilişki var. Uzun lafın kısası, virüsün Çin’e ABD’den geldiğini ileri sürüyorlar.
Çin Ulusal Sağlık Komisyonu tarafından koronavirüs salgınını araştırmak için görevlendirilen ekibin lideri Zhong Nanshan da virüsün Çin dışından geldiğini savunuyor.
Amerikan Sağlık Örgütü CDC’nin ülkedeki şüpheli vakaları ciddi bir incelemeye almadığı zaten Amerikan basınında da sıkça yer alan bir konu.
Çin medyası, salgının çıkmasından 2 hafta önce Wuhan’da düzenlenen Dünya Ordu Oyunları’na gelen 300 Amerikan askerini şüpheli buluyor.
Dev ilaç firmaları ve finansal kuruluşların sponsor olduğu simülasyonlu “Event 201” isimli tatbikat, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Gates Vakfı tarafından düzenlendi. Simülasyonda, ortaya çıkan yeni virüs pandemiğiyle finansal piyasaların yüzde 15 düşeceği ve dünyada 65 milyon kişinin hastalıktan öleceği öngörülüyordu.
28 Şubat’ta Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Etiyopya asıllı Başkanı Thedros Adhanom Ghebreyesus, büyük bir aşı kampanyasının başlatıldığını duyurdu. Kampanya CEPI ile GlaxoSmithKline ortaklığında yapılıyordu. Aynı oluşum Event201’in de ortaklarıydı.
İşin bir başka ilginç yanı da, virüs başta İtalya (Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne imza koyan tek AB ülkesi) olmak üzere Avrupa’yı sararken ve karantina gölgesinde her türlü toplu organizasyon iptal edilirken, ABD ordusunun tatbikat bahanesiyle Nisan ve Mayıs aylarında Avrupa’ya tam 30 bin asker çıkaracak olması. Bunlardan 200’ü hiçbir önlem alınmadan 6 Mart’ta Bavyera’ya (Almanya) vardı.
4-5 Mart’ta Zagreb’de bir araya gelen 27 NATO üyesi Avrupa ülkesi savunma bakanları, Defender Europe 20 tatbikatında 20 bin Amerikan askerinin tüm Avrupa ülkelerine yayılımını konuştu.
Bu bakanlar her ne hikmetse Covid-19’a karşı alınacak önlemleri ve tatbikatı ertelemeyi değil, köprülerin 70 tonluk Abrams tanklarını taşıyıp taşıyamayacağını konuştu.
Rusya’ya karşı Nisan ayında başlayacak dev tatbikat temmuz ayına kadar da sürecek. 30 bin Amerikan askerinin daha sonra ülkelerine geri dönüp dönmeyeceği de belli değil.
Virüs ciddi. Ölüm oranı düşük gibi gözükse de, mutasyona uğrayıp güçlenebiliyor. Bulaştığı herkesi anında hasta ediyor. Yani ortaya çıkan panik o kadar da anlamsız değil.
The Economist dergisi, geçen yılın kasım ayında hazırladığı 2020 kapağında, Trump, Brexit ve Recession kelimelerini öne çıkartmıştı. Trump ve Brexit oldukça ilginç iki kelime. Trump’ın düzene karşı geldiğini düşünüyordum ama artık aynı fikirde değilim. Bernie Sanders’in harcanıp yerine Joe Biden gibi düşük profilli bir rakibin çıkarılması bana bu düşünceyi aşılıyor.
Ortada büyük bir belirsizlik ve panik hali var. En üst düzey yetkililer dahil hiç kimse tam olarak ne yapması gerektiğini bilmiyor. Araştırmacı Yazar F. William Engdahl ise 10 yıl önce (Mayıs 2010) yayımlanmış bir rapora dikkat çekiyor. Burada yine karşımıza Rockefeller Vakfı çıkıyor. Rockefeller Vakfı için raporu hazırlayan gelecek bilimcisi Peter Schwartz enteresan senaryoyu gözler önüne seriyor.
“LOCK STEP” (Sıkıyönetim) başlığını taşıyor.
Alt başlık ise uzunca; “Sınırlı inovasyon ve vatandaşların baskılanmasıyla daha sıkı yukarıdan aşağıya hükümet kontrolü ve daha otoriter liderlik”.
Senaryo özetle şöyle: “2012’de çok etkili bir pandemik dünyayı saracak. Bu, 2009’daki H1N1 domuz gribinden farklı olarak çok bulaşıcı ve ölümcül. Yaban kazlarından yayılan salgın, 7 ayda dünyanın yüzde 20’sine bulaşacak ve 8 milyon insan ölecek. Ekonomiler duracak, küresel insan ve mal dolaşımı bitecek, turizm kalmayacak, alışveriş merkezleri boşalacak. Hükümetler ve liderler çok sıkı önlemler alacak. Yüz maskeleri zorunlu tutulacak, tren ve otobüs terminallerinde vücut ısısı ölçümleri yapılacak. Birey özgürlükleri kısıtlanacak, pandemik hafifledikten sonra bile sıkıyönetim tedbirleri sürecek. Tüm dünyadaki yönetimler demir yumruk düzenine geçecek.”
Sanki Rockefeller’in 2010 senaryosu gözlerimizin önünde gerçekleşiyor gibi. Durumdan vazife (sıkıyönetim) çıkartmak diye buna derim.
1720 vebası ( kara ölüm), 1820 kolera pandemisi, 1920 İspanyol gribi, 2020 koronavirüs her yüzyılda bir dünyanın salgın gibi bir kurguyla karşılaştığını göstermektedir.
2011 yılı ABD yapımı Salgın (Contagion) filmi şu an içinde bulunduğumuz ve yaşanacak olanları sanki önceden anlatmış gibi. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. Son söz olarak;
Hani ‘bu virüs yarasadan mı çıktı yoksa laboratuardan mı’ sorusunu İstanbul belediye seçimlerine damgasını vuran o sözle bitireyim;
“Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu!”

Etiketler :
reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA