reklam

SON DAKİKA

Karadeniz Gündem TV
reklam

Millet aşiret değildir

Millet aşiret değildir
Bu haber 16 Mayıs 2020 - 19:51 'de eklendi ve 210 views kez görüntülendi.
reklam
Şu soruyu hepimiz kendimize soralım: Bizi bir araya getiren, oturup konuşmamızı, birbirimizin görüşlerini öğrenmemizi, müzakerelerle bir sonuca varmamızı sağlayan bir kurum Türkiye’de var mı?

Ortak güvenimize sahip, hepimize eşit mesafede, adil hakemlik yapacağına inandığımız bir kurum var mı?

Göstermelik veya kağıt üzerinde değil, fiilen, pratik olarak bu işlevi yapan bir kurum?

Ve hemen sormalıyız: Biz nasıl bir “millet”iz, biz nasıl bir “hukuk devleti”yiz?

Cumhurbaşkanı anayasaya göre milletin birliğini temsil eder. Türkiye’de eskiden Cumhurbaşkanın partisiz ve partilerle diyaloğa açık olması beklenirdi. İktidar partisine meram anlatamayan öbür partiler, yargı başkanları, sivil toplum yöneticileri Cumhurbaşkanı’na giderdi… 

Bugün bu mümkün mü? 

Bugün Cumhurbaşkanı sadece “partili” değil. Parti lideri olarak en sert siyasi polemikleri yapıyor, milletvekillerini belirliyor, Meclis grubuna talimat veriyor…

İstediği kanunları hemen çıkarıyor da hangi kanun MİLLET yararına ?

Cumhurbaşkanı’nın yargıya atamalar yapma yetkisi sadece çok geniş değildir, daha önemlisi tamamen denetimsizdir.

Yargı bu “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin neresinde?!
Devlet Teşkilatımız bu sistemden dolayı nerede ise yok oluyor:

Bizim geleneğimizde anayasa hukukunun bir adı da “esas teşkilat hukuku”dur. 

Devletin esas teşkilatı… Cumhurbaşkanı, hükümet, parlamento, yargı, idare… İdare deyince anayasal olarak eş değerde merkezi idare ve mahalli idare.

Devletin gövdesi olan bu “esas teşkilat” kurumlarının birleştirici olması, hepimizi içermesi gerekmez mi? Hepimize, en azından çok büyük çoğunluğa güven vermesi gerekmez mi?

Ama maalesef asırlık hastalığımız olan kutuplaşma, bu sistemle “esas teşkilat” kurumlarına sirayet etti.

Muhalif belediyelerin virüsle mücadele çalışmaları bile kısıtlanıyor, zaten en başta “topal ördek” oldukları söylenmişti!

Türkiye’de “esas teşkilat”ın bu sistemde böyle bir noktaya geleceği belliydi. 

Bu tür sistemlerde kutuplaşmanın keskinleşeceği, siyasetin kişiselleşeceği ve kurumların zayıflayacağı Asya ve Latin Amerika örneklerinden biliniyordu. Bilim insanları yazmıştı.

AKŞENER’İN ÖNERİSİ

Böyle devam edebilir miyiz? Virüs ve hemen arkasından gelecek ağır ekonomik sorunlar biraz durup düşünmemizi gerektirmiyor mu? 

“Bir masa etrafında toplanmamız lazım. Bu ülkenin vatandaşları olarak, bu ülkede uzun yıllar hizmet etmiş insanlar olarak ortak aklı işletmemiz lazım. Bu sıkıntılı ekonomiden daha sonraki fasılda nasıl çıkacağımızı konuşmamız lazım.”

Akşener’in bu yapıcı önerisini Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu “çok olumlu” buldular, fakat…

İktidardan önce Bahçeli her zamanki öfkeli ve hakaretli üslubuyla karşı çıktı.

İktidardan alternatif bir öneri de gelmedi, asıl iktidar kutuplaştırıcı davranışlardan sakınmalıdır.

İktidarın Diyalog kurduğu tek muhalefet partisi var mı?
Kutuplaşma siyasetinin başladığı 2011’den bu tarafa iyi giden ne var? 
Hangi uluslararası grafikte çizgimiz yükseliyor?
Milleti AŞİRET gibi yönetenlerden kurtulmamız gerekiyor

Bakalım, Türkiye’nin “bizim aşiret” değil, 82 milyonluk bir “millet” olduğunu ne zaman anlayacağız?

İnşallah daha ağır sorunlarla karşılaşmadan!

SSS KALIN.

Kaynak; T.Akyol
reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA